Coşkun Aral Röportaj

 Fotoğrafa olan ilginiz genç yaşlarda başlıyor, o yıllarda ileride foto muhabiri olacağım gibi bir idealiniz var mıydı?


Hayır gezgin bir doktor olup tanık olduğum insan öykülerini belgelemeyi düşünürdüm.O dönemde şimdi de en kutsal meslek olan doktorluk özellikle cerrahlık en büyük idealimdi. Tabii Jules Verne’nin Nautilus’u gibi insan bedeninde yapacağım bu yolculuğu görüntülemek de idealimdi.

1977 yılı 1 Mayıs olaylarında çektiğiniz fotoğraflar Sipa Press Ajansı aracılığı ile Time ve Newsweek gibi prestijli dergilerde yer alıyor. Genç bir foto muhabiri olarak neler hissetmiştiniz?

Doktorluk rüyam üniversite sınavıyla suya düşünce, o dönemde yaptığım mesleğim fotomuhabirliğine sarılıp onunla evrenselliğe ulaşmayı arzuladım. O güne kadar çok az Türk meslektaşımın hedeflediği bir hedef belirledim. O da uluslararası bir alanda ünlü kurumlarla çalışmak ve başarılı olabilmekti. Uluslararası kurumlarla çalıştım. Time, Newsweek, Life‘ta fotoğraflarım yayınlandı. Tabii mutluydum ancak başarı elde ettim mi; onu bilmem ve değerlendirmek bana düşmez.


Objektifler görüntüyü filme ya da sensöre aktaran optik araçlardır ama bir seferinde objektifiniz hayatınızı kurtarmış. Bu anınızdan bahseder misiniz?

Lübnan’da  iç savaşta kafamı darmadağın edecekken Nikon’umun objektifine isabet edip tuz buz eden zoom lensime hayat borçluyum.

Kariyerinizde sizi etkileyen önemli isimler var. Ara Güler, Gökşin Sipahioğlu ile Savaş Ay’ın fotoğraf ve haberciliğe olan bakış açınızdaki etkileri ne oldu?

Ara Güler ‘i çocuk yaşta idolüm olarak benimsedim.Yıllar sonra tanışma fırsatı bulduğumda onu zaten tanımış gibiydim. Gökşin Sipahioğlu  ulaşmayı hedeflediğim  evrensel gazeteciliğin en büyük okulların birini kuran, benim gibi on binlerce fotomuhabiri olmak isteyen meslektaşımın hayali bir kurumun sahibi, yöneticisiydi. Yanında çalışma şerefine sahip oldum. Savaş Ay da fotomuhabirliğik mesleğine başlarken tanıştığım, tamamen zıt karakterim ancak çalışkanlığı, azmi ve adı gibi savaşçı özelliği ile bir dönem omuzdaşım oldu. Ondan öğrendiğim bizim gibi ülkelerde haksızlığa karşı mücadele yöntemleri oldu diyebilirim.

Savaş muhabiri olarak savaşın çok kötü bir şey olduğunu her fırsatta dile getiriyorsunuz. Medyada her gün gördüğümüz savaş görüntüleri savaşı sıradanlaştırmıyor mu?

Fotoğraf  Coşkun Aral
-     Savaşsız bir Dünya olması gerekir ancak böyle bir Dünya’yı var etmek için savaşı, nedenlerini çok ama çok iyi aktarmak gerekir. Bilgi toplumları bunu çok iyi beceriyor. Savaş ve nedenleri yeni kuşaklara kitaplarla, sergilerle, romanlarla, sanatın bütün alanlarında en iyi şekilde aktarılıyor. Kanıksanma tabii ki söz konusu olabilir . Bilim ve sanatın ortak çabası bunu hafızalarda gerekli ve yeterli oranda tutabilmektir. Tanımadığımız bir şeyden niye korkalım? Korkutan ortamı niye yaşayalım veya yaşatalım? Önemli olan o görüntülerin iyi okunmasını, ders alınmasını sağlamak. Bu da sorumlu, etik medya anlayışı ile mümkün.

-        
Fotoğraf ve iletişimin analog olduğu zamanlarda çok önemli haber fotoğrafları çektiniz. O yıllardaki zorluklar sizin daha pratik ve hızlı olmanızı sağlamış olabilir mi?.

Tabii  sonuçta  fotoğraf makinası bir alet. Bunu manuel kullanımını zorlukları yaşayarak kavrayan insan daha kolay, basit bir sistemi  daha farklı daha randımanlı kullanıp, daha verimli kılabilir.

Analog dönemde filmleri ulaştıramadığınız ya da yandığı ve haberi kaçırdığınız bir anınız var mı?

Romanya’da  devrim sırasında ben ve çok sayıda meslektaşımın filmlerini taşıyan  bir arkadaşımızın uçağı düştü. Kendisi hayatını kaybetti; filmler kayboldu. Filmlerin yakılma olayı ise çok sık olan bir olay özellikle varlığınızdan rahatsız olan herkesin başvurduğu yol olan makinaın kapağını açıp film şeridini açmak.

Dünyanın birçok ülkesinde toplumsal olaylara tanık oldunuz. Tecrübelerinize dayanarak gezi parkı olaylarını ve medyanın olayları görmezden gelmeye çalışmasını değerlendirebilir misiniz?

Gezi Benzeri olayların benzerini Filipinler’de, Endonezya’da, Tayland’ta yaşadım. Otoriter anlayışın hakim olduğu bütün bu ülkelerde tek adamların güvenlik güçlerinin kullandığı yöntemler ve ülke basınlarında yayın anlayışları aynı.


Türkiye’de son yıllarda kurulan ve sadece haber amaçlı fotoğraf üreten fotoğraf ajanslarını takip ediyor musunuz ve sizce yeterli mi? (Nar Photos, Le Jurnal)

Bence ajans sayısı yeterli ancak haber fotoğrafının piyasa değeri çok düşük olunca Allah meslektaşlarıma yardımcı olsun diyorum.

Haberi üzerinize çekiyor olmalısınız, 1980 deki kaçırılan uçak hikâyesini kısaca anlatabilir misiniz?

Bu olaya ilişkin binlerce röportajım var ne olur okuyucularım biraz da araştırsınlar. Anlatmaktan yoruldum.

Belgesel, yayın kapatmaya alternatif bir ceza olarak görülürken belgesel kanalı yönetmek nasıl bir duygu? Bu bir nevi Donkişotluk değil mi?

 Belgeseli ceza gibi gören anlayış bir sonuç, öncelikle belgeseli ihtiyaç gibi görmeyen toplumun çoğunluğunu sorgulamak gerekir. Biz yapmazsak da bir takım insanlar bunu zaten yapıyordu. Biz İz’de belgeselin daha az bütçelerle ve kollektif bir çabayla  sürdürülebilir mecra yaratacağını ortaya koyduk. Karşımızda değirmenler yok zaten. Hedef kitlemiz de belgeseli istemeyen kesim değil; isteyen, arzu eden ve bunun için bir bedel ödeyen ve sorgulayan izleyici.

Fotoğrafın belgesel değeri dışında estetik kaygılarla çekilmiş ve sanatsal olarak kabul gören diğer alanı hakkındaki düşünceleriniz nedir? .

Ben bir fotomuhabiriyim, sanatçı değilim.

Vatandaş gazeteciliği kavramı özellikle gezi olayları sırasında çok sık duymaya başladığımız bir kavram oldu. Habercilik sosyal medya ile birlikte nereye doğru evriliyor?

Sosyal medyayla hiç ilişkim yok ne yazık ki.

Son yıllarda fotoğrafa olan ilgi oldukça arttı, bu ilgiyi foto muhabirliği alanında da gözlemleyebiliyor musunuz?

Bol miktarda genç meslektaş adayı hemen cepheye gitmek istiyor. Allah yardımcıları olsun..

Foto muhabirliği ile ilgili atölye çalışmaları, kitap ya da benzeri etkinlikleriniz var mı?

Şu anda yok..

Bir röportajınızda bahsettiğiniz ve hazırlıklarını halen sürdürdüğünüz Ara Güler biyografisinden kısaca bahsedebilir misiniz?

SÜRPRİZ...

 Son olarak fotoğraf ve belgesel alanındaki geleceğe dair projelerinizden bahsedebilir misiniz?

Çocuklara yönelik bir belgesel projesi üzerinde çalışıyorum. Benim için dua edin..

www.haberci.com
http://www.coskunaral.com


COŞKUN ARAL
1 Mayıs 1956’da Siirt’te doğdu. Sırasıyla 14 Eylül İlkokulu, Oruç Gazi Ortaokulu ve Mecidiyeköy Lisesi’nde eğitimini tamamladı. Basın fotoğrafçılığı mesleğine 1974 yılında Günaydın ve Gün gazetelerinde başladı. 1976 yılında Ekonomi ve Politika gazetesinde devam etti.
1977 yılı, kanlı 1 Mayıs olaylarında çektiği fotoğraflarla ilk kez Sipa Press Ajansı yoluyla adını dünya basınında duyurdu. Bu olaya ilişkin fotoğraflarıyla Time, Newsweek dergilerinde yer aldı. Bunu izleyen yıllarda Sipa Ajansı’nın Türkiye muhabirliğini üstlendi. Bu arada Türk basınında da Türk Haberler Ajansı, Milliyet, Hürriyet gazeteleriyle serbest olarak çalıştı.
1980 yılında ilk defa Sipa Press Ajansı adına Türkiye dışında görev aldı. Polonya’da ünlü Gdansk Grevi, İran, Irak olaylarına ilişkin çalışmalarıyla uluslararası platformda adını duyurmaya başladı. 1980, 12 Eylül darbesini daha önce yaptığı arşiv çalışmalarıyla ünlü Newsweek, L’Express dergilerinin kapaklarında ve yüzlerce uluslararası dergi sayfalarında yansıttı.
14 Ekim 1980 günü kaçırılan bir uçaktan dünyada ilk kez hava korsanlarıyla bir röportaj gerçekleştirerek, Türk ve dünya basınında adından söz ettirdi. Aynı olayla Türkiye ve dünyanın çeşitli ülkelerinde ödüller aldı. 1980 yılından itibaren sürekli olarak Lübnan, İran, Irak, Afganistan, Kuzey İrlanda, Çad ve Uzakdoğu’da meydana gelen savaşları görüntüledi. Time, Newsweek, Paris-Match, Stern, Epoca gibi dergiler adına fotoğrafçı olarak mesleğine devam ediyor.
1986 yılında fotoğrafa ilaveten Türkiye’de 32. Gün adına başlattığı savaş TV muhabirliğini asıl mesleği ile birlikte sürdürmektedir. Yapım ve yönetimini üstlendiği Haberci programı Türkiye’nin yanı sıra uluslararası TV kanallarında da yayınlanmaktadır. Coşkun Aral, Türkiye’nin ilk bilgi ve belge kanalı İZ TV’nin genel yayın yönetmenliğini yapıyor. 2006 yılında Avrupa’da verilen Hot Bird TV Ödülleri’nden bir mansiyonla dönen İZ TV, 2007’de belgesel dalında Hot Bird TV Ödülüne layık görüldü. İZ, 2009 yılında da Hotbird TV Ödülleri’nden mansiyon aldı. Coşkun Aral dünyanın değişik bölgelerinde bağımsız belgeseller çekmeye devam ediyor.

Röportaj: Göksel Kayış
(Not: Bu röportaj kaynak gösterilmek kaydı ile kullanılabilinir.)

Yorumlar

Popüler Yayınlar